' Bazı arkadaşlarınız.. '
6/4/2007 -Kategori: Edebiyat

Bazı arkadaşlarınız..
Bazı arkadaşlarınız zaaflarınızı öğrenmeye çalışır, bulur ve kullanır..
Bazı arkadaşlarınız da zevklerinizi tespit eder, onlara hitap etmeye çalışır..
Bazı arkadaşlarınız zayıflıklarınızı görür başınıza kakınç eder..
Bazı arkadaşlarınız da zayıflıklarınızı bilir, örtmeye çalışır..
Bazı arkadaşlarınız ayağınız taşa değdiğinde sizi terk eder..
Bazı arkadaşlarınız da ayağınıza diken batsa yüreğinden kan damlar..
Bazı arkadaşlarınız cebinize yakındır..
Bazı arkadaşlarınız da yüreğinize..
Bazı arkadaşlarınız sizi ortak olduğunuz her amaçta ikinci görmek ister..
Bazı arkadaşlarınız ise omuzlarına çıkarır, ikinci olmaktan şeref duyar..
Bazı arkadaşlarınız sıkıntınız sorununuz olmadığında yanınızdadır..
Bazı arkadaşlarınız sıkıntınızı paylaşmaya koşar..
Bazı arkadaşlarınızla sofrayı paylaşırsınız..
Bazı arkadaşlarınızla kavgayı..
Birinciler arkadaştır, ikinciler ise dost..
Ve bilir misiniz, her zaman birincileri tercih eder, ikincileri aşağılarız..
Ve bu yüzden hakiki dostluk yok denecek kadar az olur.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
' Sevdiğim Laflar '
17/3/2007 -Kategori: Edebiyat

SEVDİĞİM LAFLAR
'Bazen yıldızları süpürürsün, farkında olmadan, güneş kucağındadır, bilemezsin. Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür, ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın. Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın. Uçar gider, koşsan da tutamazsın..'
William Shakespeare
'Yüksek ruhlar, her zaman sıradan akılların şiddetli muhalefetleriyle karşılaşırlar.'
Albert Einstein
'Dünkü savaşı kazanmak yarınkini kazanmanın garantisi değildir. Kazandığını kaybetmekten korkan, kazanmanın ön şartı olan cesaretini kaybeder.'
Batı Hun İmparatoru Atilla
'Zeki insanların mutlu olmaları, hayatta görülen nadir şeylerdendir.'
Hemingway
'Affetmek ve unutmak, iyi insanların intikamıdır.'
F.Van Schiller
'Allah ile olduktan sonra ölümde, ömürde hoştur.'
Mevlana
'Sevgi her zaman karşılık görür, kin de.'
Dostoyevski
'Ayakta ölmek, dizüstü yaşamaktan iyidir.'
Roosevelt
'İyi olmak kolaydır, önemli olan adil olmaktır.'
V.Hugo
'Affetmek zaferin zekatıdır.'
Hadis-i Şerif Meali
'Bir tabiat kanununu izah eden her formül, Allah'ı öven bir ilahidir.'
Maria Mitchell
'Bahaneler her zaman işe yarar.Yapmak istediklerinizi yapmamaya..'
Gloria Mc Kenzie
'Sonunda düşmanımızın sözlerini değil, dostlarımızın suskunluğunu hatırlayacağız.'
Martin Luther King
'Ya yererler, ya da överler.Ne yaptığımız ise hiçbir zaman anlaşılmaz.'
Nietzsche
'Ya bir yol bulacağız, ya bir yol açacağız.'
Şamil Basayev
'Ben ekmeksiz yaşarım, fakat hürriyetsiz yaşayamam.'
Bediüzzaman Said Nursi
'Körler görmese de, yıldızlar vardır.'
Mevlana
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
'Her Şey Seninle Başlar / Mümin Sekman'
17/3/2007 -Kategori: Edebiyat
HER ŞEY SENİNLE BAŞLAR, "EN BAŞARILI BAŞARI KİTABI" OLDU!
Adı: HER ŞEY SENİNLE BAŞLAR!
Yayınevi ALFA.
Fiyatı: Normal: fiyat 3.5 YTL
Ciltli: 7.5 YTL.
İlk Baskı: 100.000 adet.
Kapak tasarım: Emrah Yücel.
Yayın tarihi: Kasım 2005
HER ŞEY SENİNLE BAŞLAR.
Mümin Sekman
Her Şey Seninle Başlar, bir sosyal başarı kitabıdır. Kitabın içinde yerel ve evrensel örneklerle, başarısızlığın nasıl öğrenildiği ve başarılı olmanın nasıl öğrenilebileceği anlatılıyor. Kitabın temelindeki soru şu: Neden başarısızız, nasıl daha başarılı olabiliriz?
Her Şey Seninle Başlar, Türkiyede kendini geliştirme bilincini yaygınlaştırmayı ve kişisel gelişimin saygınlığını artırmayı amaçlıyordu. Bunda başarılı da oldu.
EN "BAŞARILI" BAŞARI KİTABI!
"Başarıyı öğreten kitap" olarak çıktığı yolda kitabın kendi başarı öyküsü de oluştu. 1 yılda 400.000 kişi tarafından tercih edilerek, "en başarılı başarı kitabı" oldu. Çünkü Türkiyede bugüne kadar hiçbir kişisel gelişim kitabı bu kadar satmadı. Her şey seninle başlar, sadece kişisel gelişim değil eğitim ve psikoloji kategorilerinde de en çok satmış kitap oldu. Kitabın satış temposunun aynı hızda devam ediyor olması, "long seller" olacağının bir işareti kabul ediliyor.
HEDEF 500 000. NEDEN?
Kitabın sosyal misyonu tam olarak gerçekleştirebilmesi için 500.000 rakamını geçmesi gerekiyor. Çünkü Türkiyede bir kitap, 500.000’i geçtiği anda, o alana kültürel bir kırılma noktası oluşturuyor. Örneğin Duygu Asena’nın "Kadının adı yok" kitabı 10 yılda 520 bin sattı.
Bu miktarda insanın alması demek, iki üç katının okuması, 10 katının etkilenmesi demektir. Türkiyede feminist hareketin "kırılma noktası" bu kitaptır. Aynı şekilde "Çılgın Türkler" de 500.000’i geçenlerden. Her Şey Seninle Başlar, kişisel gelişim alanında bu kırılma noktasına en fazla yaklaşmış kitap durumunda..
PSİKOLOJİK RED BULL GİBİ KİTAP!
Her Şey Seninle Başlar, “yılgın Türkleri çılgın Türklere çeviren kitap” diye tanımlanıyor. Siyasi anlamda değil, psikolojik anlamda!
Başarı motivasyonunu kaybetmiş, engeller karşısında kolayca vazgeçen, geçmişte yaşadığı başarısızlıklardan dolayı deneme cesaretini kaybetmiş, yaşam yorgunları için için bir tür "psikoloji enerji içeceği!
Kitap sadece bireysel motivasyon yaratmakla kalmayıp, Türkiye’de pozitif başarı kültürünü savunanların, arabesk başarı kültürüne karşı çıkanların da sesi oldu.
Çevresindeki insanları olumlu yönde değiştirmek isteyenlerin anlatmak istediklerini en iyi şekilde özetlemesi nedeniyle, çok sayıda insan kendi okumasıyla kalmadı, bir çok tanıdığına hediye etti.
ÜNLÜLERİN BAŞUCU KİTABI OLDU!
Kitabı Hülya Avşar ATV deki programında izleyicilerine şöyle tavsiye etti: "Kitabın özelliği şu, bunu okuduğunuz zaman kendinizi o kadar farklı yerlerde hissediyorsunuz ki, hayata bakış açınız o kadar değişiyor ki, o yüzden bu tür kitapların okunması gerektiğini düşünüyorum."
Kitabı Özcan Deniz de web sitesinde bir yazısında önerdi. Tamer Karadağlı, hem tavsiye etti hem de Lütfi kırdardaki "2006 başarı zirvesi"ndeki Mümin Sekman’ın Her Şey Seninle Başlar adlı konferansına misafir olarak katıldı.
HAKKINDA BİR YILDA 1.000’DEN FAZLA HABER ÇIKTI!
Ajans Press’in "en gündemdekiler 2006" raporuna göre "hakkında en çok haber çıkan yazarlar 2006" sıralasında Mümin Sekman 1.104 haberle Türkiyedeki tüm yazarlar içerisinde 8. oldu.
KİTABIN ARKA KAPAK YAZISI
Çaresizlik öğrenilmiştir.
Başarılı olmak da öğrenilebilir.
Sende sandığından fazlası var!
Gelebileceğin en iyi yerde değilsin.
Yeni bir hayat için gereken, yeni bir akıldır.
Doğru şeyi yapmak için yanlış zaman yoktur.
Rüzgarı suçlamayı bırak, yelkenleri kullanmayı öğren!
Seyirci koltuğundan sıkıldıysan, sahneye çık.
Zirvede her zaman bir kişiye daha yer var.
Her şey seninle başlar!
Başkaları yapabildiyse, sen de yaparsın.
Hayatta ya tozu dumana katarsın,
Ya da tozu dumanı yutarsın.
Seçim senin!
Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
' Çatlak Kova '
16/3/2007 -Kategori: Edebiyat
| Çatlak kova |
![]() Bu durum iki yıl boyunca her gün böyle devam etmiş. Sucu her seferinde efendisinin evine sadece 1,5 kova su götürebiliyormuş. Sağlam kova başarısından gurur duyarken, zavallı çatlak kova görevinin sadece yarısını yerine getirebiliyor olmaktan dolayı utanç duyuyormuş. İki yılın sonunda bir gün çatlak kova ırmağın kıyısında sucuya seslenmiş: “Kendimden utanıyorum ve senden özür dilemek istiyorum.” “Neden?” diye sormuş sucu. “Niçin utanç duyuyorsun ki?” Kova cevap vermiş. “Çünkü iki yıldır çatlağımdan su sızdığı için taşıma görevimin sadece yarısını yerine getirebiliyorum. Benim bu kusurumdan dolayı sen bu kadar çalışmana rağmen, emeklerinin tam karşılığını alamıyorsun.” Sucu şöyle demiş kovaya: “Efendimin evine dönerken yolun kenarındaki çiçeklere dikkat etmeni istiyorum.” Gerçekten de tepeyi tırmanırken çatlak kova patikanın bir yanında renk renk gülleri ve çeşitli çiçekleri görmüş. Fakat yolun sonunda yine suyunun yarısını kaybettiği için yine kendini kötü hissetmiş ve sucudan tekrar özür dilemiş. Sucu kovaya sormuş: “Yolun sadece senin tarafında güller ve çiçekler olduğunu ve diğer tarafta hiç çiçek olmadığını fark etmedin mi? Bunun sebebi benim senin kusurunu bilmem ve ondan yararlanmamdır. Yolun senin tarafına çiçek tohumları ektim ve her gün biz ırmaktan dönerken sen onları suladın. İki yıldır ben bu güzel çiçekleri toplayıp onlarla efendimin sofrasını süsleyebiliyorum. Sen böyle olmasaydın, o evinde bu güzellikleri yaşayamayacaktı.”
( Zaman / Ailem ) |
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
' Üçlü Filitre Testi ' Sokrates
16/3/2007 -Kategori: Edebiyat
| 'Üçlü filtre testi' | |
“Bir dakika bekle.” diye cevap verdi Sokrates: “Bana bir şey söylemeden evvel senin küçük bir testten geçmeni istiyorum. Buna 3’lü Filtre Testi deniyor.” “Üçlü Filtre mi?” “Doğru” diye devam etti Sokrates; “Benimle arkadaşım hakkında konuşmaya başlamadan önce, bir süre durup; söyleyeceğini gözden geçirmek iyi bir fikir olabilir. Bu, ona üç filtre testi dememin sebebi. Birinci filtre Gerçek Filtresi. Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla gerçek olduğundan emin misin?” “Hayır” dedi adam, “Aslında bunu sadece duydum ve...” “Tamam” dedi Sokrates; “Öyleyse, sen bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun. Şimdi 2. filtreyi deneyelim, İyilik Filtresi’ni. Arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey iyi bir şey mi?” “Hayır, tam tersi” dedi adam. “Öyleyse” diye devam etti Sokrates; “Onun hakkında bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun doğru olduğundan emin değilsin. Fakat yine de testi geçebilirsin, çünkü geriye bir filtre daha kaldı: Yararlılık Filtresi. Bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey benim işime yarar mı?” “Hayır gerçekten yaramaz.” dedi adam. “İyi” diye tamamladı Sokrates. “Eğer, bana söyleyeceğin şey doğru değilse, iyi değilse ve işe yarar bir şey değilse bana niye söylüyorsun ki?”
( Zaman / Ailem ) |
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
' Hiç Böyle Bir Hamsi Tarifiniz Oldu Mu? '
16/3/2007 -Kategori: Edebiyat
| Hiç böyle bir hamsi tarifiniz oldu mu? | |
“Hamsi’nin ‘H’si HEDEF’tir. Bir insanda, bir toplumda, bir nesilde hedef yoksa başarı da yoktur. Hangi dalda olursa olsun, hangi milletten olursa olsun başarmış insan görürseniz o başarının ardındaki sır mutlaka ilk önce hedef kaynaklıdır. Tabii hedef tek başına bir şey ifade etmez. Bunun için hamsi’nin ikici harfi olan A’ya ihtiyacımız var. Hamsi’nin A’sı AZİM’i oluşturuyor. Hedefe varabilmek için azim ve gayretli olmak gerekir, azim ve gayret olmadan hedefe varacaklarını düşünenlerin ömürleri kuru bir hayalin peşinden koşmakla geçer. Hamsi’nin ‘M’si ‘MÜCAHEDE’dir. Cehd ortadan engelleri kaldırır, yani azmetmek yetmez, bir de donanımlı olmak ve mücadele etmek gerekir. Dördüncü vazgeçilmez maddemiz ‘S’dir. S’nin dilimizdeki ve tarifimizde yeri SEBAT’tır. Sebat, yani sabır. Bütün bunlar bir bir gerçekleşse bile, bütün ruhi ve kalbi dinamikleriyle geleceğe kilitlenmiş ideal insanında sebat yoksa, en zayıf anda emek ve gayretlerin boşa çıkabileceği acemi, hırs ve kin dolu yanlış hamlelerle o güne kadar yapılanları kumdan bir kale gibi negatif dalgalarla karşı karşıya getirir. İ’ bu tarif içerisinde İSTİKRARI temsil ediyor. Ama merak etmeyin bütün bunlar varsa ortada istikrar var demektir. Bütün bunlardan sonra istikrar, işin ipinin Allah’ın kudret elinde olduğunun da deklaresidir.”
HEDEF Bir insanda hedef yoksa başarı beklenemez.Tek başına hedef bir şey ifade etmez.
AZİM Hedefin işe yaraması için azim gerekir. Ama sadece azim de kuru bir hayaldir.
MÜCADELE Azmin etkili olabilmesi için donanımlı olmak ve mücadele etmek gerekir.
SEBAT Donanımlı olmanın ve mücadele etmenin boşa çıkmaması için sabır önemli bir düsturdur.
İSTİKRAR Bütün bunların varlığı istikrar anlamına gelir ki; istikrar olmadan başarı da olmaz.
( Zaman / Ailem ) |
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Abraham Lincoln 'Öğret Ona'
13/3/2007 -Kategori: Edebiyat

Zaman alacak biliyorum, fakat eğer öğretebilirsen ona,
Kazanılan bir liranın,
bulunan beş liradan daha değerli olduğunu öğret.
Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve
hem de kazanmaktan neşe duymayı.
Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu. Eğer yapabilirsen,
Sessiz kahkahaların gizemini öğret ona.
Bırak erken öğrensin, zorbaların görünüşte galip olduklarını...
Eğer yapabilirsen, ona kitapların muzicelerini öğret.
Fakat ona sessiz zamanlar da tanı.
Gökyüzündeki kuşların, güneşin altındaki arıların,
ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin
ebedi gizemini düşünebileceği.
Okulda hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha
onurlu olduğunu öğret ona.
Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret.
Herkes ona yanlış olduğunu söylediğin de dahi.
Tüm insanları dinlemesini öğret ona,
Fakat tüm söylediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini,
ve sadece iyi olanları almasını da öğret.
Eğer yapabilirsen, üzüldüğün de bile
nasıl gülümseyeceğini öğret ona.
Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret.
Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı verene satmasını,
Fakat hiçbir zaman kalbi ve ruhuna
fiyat etiketi koymamasını öğret.
Uğultulu bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona.
Ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa,
dimdik dikilip savaşmasını öğret.
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Leo F.Buscaglia 'Risk'
13/3/2007 -Kategori: Edebiyat
Gülmek; "SAF" denme riskini göze almaktır.
Ağlamak ise; "DUYGUSAL" görünme riskini...
Birine yakınlaşmak; "KENDİNİ KAPTIRMA" riskini,
Duygularını açmak; "KENDİNİ ORTAYA KOYMA" riskini,
Hayalleri ve düşünceleri sergilemek ise;
"ONLARI BAŞKASINA KAPTIRMA" riskini göze almaktır.
Sevmek; "KARŞILIK GÖREMEME" riskini...
Yaşamak ise; "ÖLME" riskini göze almaktır.
Umutlanmak; "HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMA" riskini
Çabalamak ise; "BAŞARISIZ OLMA" riskini göze almaktır...
Ama riskler yaşanmalıdır,
çünkü; hayatımızın en büyük riski hiç risk almamaktır.
Hiç risk almayan kişi, belki acı ve üzüntülerden konunabilir
ama büyüyemez, sevemez, değişemez, hissedemez, öğrenemez.
Garanti arayışlarıyla zincirlenmiş bir köle olarak yaşarken,
bedelini; özgürlüğünü kaybederek öder.
Sadece; riski göze alabilen kişi hürdür.
Leo F.Buscaglia
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Ravindre K. 'Hiç Bir Şeyin Farkına Varmadan Yaşamak'
13/3/2007 -Kategori: Edebiyat
Bir gün, bir adam ellerini açıp yalvardı:
"Allahım! Konuş benimle!"
Tam o sırada bir çayırkuşu adamın bahçesinde
en son şarkısını söylüyordu. Ama adam çayırkuşuna
hiç kulak vermedi ve yakarmaya devam etti:
"Allahım! Benimle konuş!"
Az sonra hava aniden kapandı, gökgürültüsü
ve şimşekle birlikte kuvvetli bir yağmur başladı.
Fakat adam bunlara hiç aldırış etmedi,
yakarmaya devam etti:
"Allahım! Seni görmeme izin ver!"
O böyle yalvarırken, sağanak yağmur
sona ermiş ve güneş bütün ihtişamıyla ışıklarını
adamın evine kadar taşımaya başlamıştı.
Fakat adam bu manzaraya aldırış bile etmedi.
Her gün gördüğü birşey değilmiydi bu?
Yalvarmaya devam etti adam:
"Bana bir mucize göster Allahım!"
Böyle yalvarırken, yakınlardaki
evlerden birinden yeni doğmuş
bir bebeğin ağlayışları geliyordu kulağına
ama o bunu da farketmedi.
Üzüntüsünden ağladı, ağladı...
" Cevap ver bana Allahım!
Burada olduğunu bilmemi sağla!"
Tam o an, bir kelebek gelip
adamın koluna konmuştu.
Ama görmemekte, duymamakta
ve bilmemekte ısrar eden adam öbür eliyle
kelebeği iteleyip kovdu. Sonra da:
"Allahım!" Neden, neden bana
bir cevap vermiyorsun?"
diye ağlayıp, yakınmaya devam etti...



